PROVAKASYON

“Provakasyon” yazısı, eski yazı el yazması halinde arşivdeki Bergsonizm zarfının içinde bulunmuştu. 2008 yılı Şubat ayında Bergsonizm eserini Fuat Fegan’ın 70’li yıllarda kaydettiği mikrofişlerden yeni yazıya çevirtip kurucu ve yöneticisi olduğumuz Sosyal İnsan Yayınları’ndan yayımlamıştık. O zaman “Provakasyon” yazısını görmüş müydük hatırlamıyoruz. Ama yine o aylarda Ankara’daki Kıvılcımlı izleyicilerinden M. Kemal Gültekin bizi arayarak, kendisinin Hollanda’daki arşivden bazı dosyalar edindiğini, bunları çevirtmeye de çalıştığını ama yayınevi olarak bizim bu hizmeti daha iyi yapacağımızı düşündüğünden dosyaları bize vermek istediğini söyleyince gidip dosyaları almıştık. Dosyaların tamamı Ankara’da bir çeviri bürosuna verilmiş, bunlardan sadece “Provakasyon” makalesi çevrilebilmişti. Çevrilen bölümün ücretini yayınevi olarak karşılayıp, tüm dosyaları devralmıştık. O zamanki notlarımıza göre dosyaların listesi:

1. Provakasyon

2. Baba (edebi bir yazı), Çaltı mektupları, Eski bir mektup

3. Şeytana Kandil (Oyun denemesi)

4. Kör Döğüşü (Roman)

5. Topal (Roman)

Bunlardan “Provakasyon” çevrilmiş, diğerleri eski yazı halinde bize geçince çevrilen yazıyı nasıl değerlendiririz, hangi derlemede yararlanırız diye incelerken çevirinin epeyce bozuk ve acemice olduğunu gördük. Örneğin yazıda epey yerde geçen “Okhrana” (Çar’ın güvenlik örgütü) kelimesi her defasında “Ukrayna” diye çevrilmişti. Dolayısıyla o yıllarda kullanamadık.

Sonraki yıllarda, Kıvılcımlı Enstitüsü yöneticisiyken, çeviri metindeki bariz kelime yanlışlarını düzelterek Enstitü’nün sosyal medya sayfalarında ilk kez yayımladık. Amacımız, eksik de olsa bu önemli metnin kayda geçip ortaya çıkmasıydı.

Nihayet bu defa daha emin olduğumuz bir metin yayınlayabiliyoruz. Her zaman yardımımıza koşan genç arkadaşımız Cengiz, daha önceki çeviri metnini orijinal eski metinle karşılaştırarak güvenli bir yazıya kavuşturdu bizi. Kendisine teşekkürlerimizle yayımlıyoruz.

Ahmet Kale – Göksal Caner Malatya

PROVAKASYON

İngiltere’de Fransız inkılabına karşı başvekil Pitt “Intelligence Service”i kurar. Bu teşkilat Makdonald’la Hindersunlarla muhaberatını kontrol eder. Ve uydurduğu bir “Zinovyef’in Mektubu” sayesinde Bonapart kabinesini düşürür. Teşkilatın Devonshire’deki okulunda şu dersler öğretilir: Mektup açma, yazı taklidi, eve girme, kasa kırma, birinden kurtulma.

Fransa’da Inteligence’in karşılığı, Birinci Enternasyonal’e karşı İkinci İmparatorluk zamanı kurulur. Emniyet Şefi Muavini Lagrange’ın dostu Florienne, III. Napolyona karşı “binocle” suikastını hazırlar. Tam planın icra edileceği gün kadın, Lagrange’den 90 bin Frank’ı alıp sırra kadem basar. Meğer her şeyi yapan polis imiş. 1928 yılı Fransız Partisinden para ve birtakım vesikaları alan Luken ansızın kaybolur. Bir zaman sonra 1932’de Cezayir Telsiz Direktörü olarak görünür.

Rusya’daki Çar entelijansı Okhrana’dır. Meşhur ajanlardan Zyev tam 20 yıl S.R. (Sosyalist İhtilalci) Partisinin icra komitesinde emniyetli üye sayılır. Çarın amcası Grandük Serj’e karşı, hem de muvaffak olan suikast gibi daha evvelce Nazır Plehve’ye karşı yapılan suikastı da o hazırlar. Bir zaman kendisinden şüphelenilince göz boyamak için II. Nikolay’a karşı bir suikast daha hazırlar. Degayef Okhrana’nın şefi Pudaikin’e karşı suikastı hazırlar. Bu suikasta iştirak eden pek maruf ihtilalci Pfarodorski senelerce müddet Narodnaya Volya gençliğine havari gibi gözükür. Başını getirene Çar 10 bin ruble mükafat vaad eder. Herif meğer Okhrana ajanı değil mi imiş? Ancak 25 yıl sonraya Sovyet ihtilali yapılınca belli olur. 1905 Rus ihtilalinin büyük peygamberi Pop Gapon mitralyöz ateşine rağmen “Babacığımız Çara” istida götürürken polis şefi Zubatof’la sıkı temastadır.

Sovyet inkılabından sonraları Okhrana’nın yerini Beyaz Muhafızlar alır. Finlandiya, Letonya, Estonya’da yüksek mevkileri işgal edenler bunların ajanları olur. Bombay polis müdürü, Rusya’dan muhaceret etmiş bir Leh’tir. Sovyet milislerine karşı yapılan suikastların kahramanları yani adamlarıdır: Lozan’da Varovski, Varşova’da Vaykav gibi Moskova’da Çek sefaretine mensup Vanek bir Sovyet memuruyla birlikte Mançurya’yı istila eden Japonların sefirine hizmet eder.

Yapılan istatistiğe göre tevkifatın yüzde 90’ı provokasyonla ve ancak yüzde 10’u tesadüf yahut ihtiyatsızlık yüzündendir. Provakasyonların başlıca tutunma sebepleri şöyle hülasa edilir:

1- Provokatörü “prestij” kırılmasın diye açığa vuramadan gizli hastalık gibi saklamak;

2- Tahkiki iki üç kişilik bir komisyona bırakmak;

3- Üyelerin birbirlerinden şüphe edememek santimantalizmi;

4- Demokrat memleketlerde legalizme aşırı güvenmek suretiyle açık kapı bırakmak;

5- Fraksiyon hırslarının sonucu, nasıl olsa provakasyonu önüne geçilmez bir şey sayarak ihmalcilik yapmak.

Provakasyonun harbden farkı: esir düşenlere işkence yapılmasından ibarettir.

Birinci Cihan Harbi’nden sonra provokasyon âlem-şümulleşip yamanlaştı. Faşizm demokratların Okhrana’dan ders almasıyla gelişti. Amerika’da 1931 güzü “üçüncü derece” sorgu usulü kabul edildi. Bunun manası: Hapishanede dayak atmak, sırtına iğne batırmak ve merdivenden aşağı atmaktır. Meşhur haydutlar daima polisin adamıdır. Amerika’da Al Kapone aylarca müddet yüksek polisle el ele çalışır. Çin’de haydut Kumkaslar polisle iş birliği halindedir.

Birinci Cihan Harbi’nden sonra provakasyonun yamanlaşmasını icap ettiren unsurlar şunlardır:

1- Hükümetler üç ile altı ayda bir tevkifat oldukça işlerin tecrübesiz adamlara düşmesinden faydalanırlardı. Bu “uzun vadeli” provakasyondu. Şimdi “unsur” feda ederek provakasyon kısa vadelileştirilir.

2- Eşitsizliğin beterleşmesi; bu “kısa vadeli” provakasyona geniş zemin hazırlar.

3- Harp ihtimali bahane yapılarak kanun üstü … demokratik ve anayasaya aykırı tehditlerle bütün inkılapçılar tespit olunur.

4- Harbden önceki provakasyonun hedefi: haber almaktı. Şimdi bizzat siyasi çizgiyi bozmağa bakılır.

5- Faşizm maddesi, provakasyona bedava gönüllü provakatörler yetiştirir.

6- Eskiden grevciyi ele vermek ayıptı. Şimdi sosyal demokrat şeflerin vazifeleri haline girdi. Eskiden satılmış amelelerle şedit mücadele adetti. (Adagrasahanzuhgen)

7- Harp, provakasyonun teknik imkanlarını teknikleştirdi:  … yahut zarflarına gizli yazı yazmak, ilan, reklam, aşk ve ifşaat resimlerinden faydalanmak gibi ispiyonluk işaretleri, Almanların “Harp kestaneleri” buradaki icatlardandır.

8- Provakatörlerin mektebi ameleciliği de öğretir. Japonlar hususi polis kurslarında Marksizm dersi okuturlar.

9- “Karanlık Oda”lar (Cabine noire) bütün şüpheli mektupların açılmasına yarar.

10- Provakasyon uğruna fişler tutulur. Lehistan’da böyle 20 bin fiş bulunur. Bütün münasebetler tespit olunur. Bunun Fransa’daki mukabili “B Karnesi”dir. Amerika’da yalnız Vilson 110 bin şüpheli dosyası ile karşılaşır. Bunlar[ın] içinden kendi yakın ahbaplarını çıkartır: Fakat polis beher fişten üçer nüsha ayırmıştır.

11- Evvelce bilinmeyen … polis enternasyonali doğmuştur. Bunun başında Avusturya Dışişleri Bakanı Fehalleco ile Prusya içişleri ve sosyal demokrat Severing bulunmaktadır. Polis enternasyonalinin hedefleri: İnkılap hareketine karşı edinilen tecrübeleri değiş tokuş etmek (Letonya’dan muhbirler ile Lehistan’da tevkifatlar yapmak) şef mübadelelerinde bulunmak. (İskenderiye’deki İngiliz polis şefi Atina siyasi polisini idare eder.) İngiliz ve Fransız mütehassıslarının dersini okuttukları korku okulu açık gibidir. Mesela Litvanya’nın siyaset adamı olan P. Leçka hem Lehistan hem yerli polisine bağlıdır. 1931 yılı Bükreş’te bütün gizli balkan polis şefleri toplandılar. Daima birbirlerine siyasi şef gönderme tecrübe edilecekti.

Bu çapa ulaşmış provakasyon teşebbüslerinin kullandıkları usulleri bir sözle hülasa etmek mümkündür: Hareket içinde sağlı sollu muhalefet yaratmak ve bundan faydalanmak.

1- Bilhassa teşkilattan atılanlar, provakasyonun başlıca malzemesidir. Fransa’da Sendika azınlıkları, Brezilya’da polisin kurduğu Trotskistler grubu bunlardandır. Trotski’nin “Hayatım” eserini Varşova’da siyasi polis bastırıp sattırır. Buradaki küfür ve ihbarlar pek işe yarar.

2- Parti tenkitlerine küfür ve mübalağa karıştırılır. Parti kurucularına dair dedikodular çıkarır. Böylelikle tecrübelilerin yerine tecrübesizleri getirmek provakasyona elverişlidir. Yetişkin gençleri ise türlü iftiralarla hareketten uzaklaştırır.

3- Kanaat farklarını ele geçirerek fraksiyonların teşekkülünü kışkırtır. Japonya’da, çoğu münevverlerden ibaret bir provakatör zümresi kendine “Japon Komünist Partisi’nin amele grubu” adını verir. Bir bahane ile yakayı ele verince bütün bildiği gizlilik münasebet ve bağlarını, mesul şefleri teslim eder. Arada “imparatorumuz Mikado, Avrupa’daki … benzemez” fikrini yayar. “Japon milletinin mesut hayatı”ndan dem vururlar. Ameleye Japon Komünist Partisi’nin “şube”si olduğu, fakat içtihatlarında serbest davrandığını “daha süratle yükselmek ve inkılap hareketine karışmak için” bu hürriyete lüzum bulunduğunu anlatır. Ve polisten gördüğü yardımla faaliyetine ferah ferah devam eder. Bu grubun çıkardığı Gizli Pekki (Kızıl Bayrak) Mecmuası “Japon Komünist Partisi Organı” başlığını taşır. Hazırladığı tezler ve yaptığı davet hitapları hep “Komünist Partisi” imzasıyla fabrikalara dağıtılarak inkılapçı unsurları avlamaya yarar. Yani adamlar Japon sol sosyal demokratlarının “Köylü Birliği” Kongresinde sahiden inkılapçı olan murahhasların onlarcasını polise ihbar ve teslim ederler. Avrupa ve Balkanlar’da bu oyun daha az açık oynanmaz. Sosyalist süsünü alan faşistler harp aleyhinde bulunan köylüleri tevkif işinde zağar hizmetini görürler. Balkanlarda bir inkılapçı şefi tevkif edenlere polis “Neye tuttun? Onun fraksiyonunda bulunanları tanıyoruz. Şimdi tam bu sırada kendisinin hapis edileceği belli”dir. Yunanistan’da bir toplantıdan çıkanların yalnız bir fraksiyonu tevkif edilir. Serbest kalanlara: sizin dostunuzuz, muhaliflerinizi tuttuk, müjdesini verirler. Macaristan’da bir gün Bela Kun aleyhine inkılapçı şiarlar altında şiddetli bir mücadele kopar. Meğer polisin işi imiş.

4- Bazılarına polis damgasını vurmak, provakasyonun başlıca hünerlerindendir. Hindistan’da ve Kore’de yıllarca süren fraksiyon ithamlarının başında bu geliyordu. İllegal hareketlerde sık sık “Parti polisidir” şayiası çıkarılır.

5- Legal teşekküllerde bu ithamın yerine programı biçimsizleştirmek, neşriyatı mesela anti-emperyalist yazı maskesi altında saptırmak vardır. Bu sayede partinin hatt-ı hareketi yanlış gösterilir, bozuk hareketlerle kitle arasında itibar ve nüfuz kırılır. … … anti-militarist davranmak bahanesiyle askerler aleyhe çevrilir.

6- … en parlak demagoji nakaratı millî ölçüde her harekette mutlaka “Moskova’nın parmağı”nı bulmaktır.

7- Başka çare kalmazsa hareketi terörizme sevk etmek oyununa başvurulur. Mesela 1919 yılında hafiye Blan katledildi. Mahkeme işi inceleyip derinleştirince öldürenin polis olduğu anlaşıldı. 1932 yılı Japonya’da bir darbe-i hükümet hazırlayan polis idi.

8- Verilen … bozmak da provakasyonun önemli marifetlerindendir. Mesela Yugoslavya’da, yapılmak istenen bir tezahürat, provakatörler tarafından başka başka yerlerde verilen randevularla suya düşürtülmüştür.

9- Merkezin kararlarını baltalamak: Yukarıki marifetin bir başka şeklidir. Provakasyon kendisine bir grup sıfatını verir. Yugoslavya’da o sıfatla bir parti memuru, elindeki traktları polise verir. Sorulunca: dağıtma emri almadım, cevabını verir.

10- Sendika ajanları vasıtasıyla hazırlıksız grevler kışkırtmak ve böylece işçileri bozgunla yıldırmak, bilhassa Amerika … provakasyonlardır.

11- Toplantıları zorluk ve silahla soysuzlaştırmak, provakasyonun satılmış kahramanlıklarındandır. Kalabalık içinde ilk kurşunu patlatmak, ameleler arasında boğuşma ve boğazlaşmalar kışkırtmak bilhassa kolayca fitil alan küçük burjuva ülkelerde görülür. İspanyol Anarko-sendikalistlerinin meşhur Puiskaliero’su provakasyon metodu [olarak] Latin Amerika’da dahi modadır.

12- Mahdut sayılı gösteriler tertipleyerek faal mücahitleri baskına uğratmak provakasyonun çok işine yarar.

13- Ev ve iş araştırması yapılırken, oraya gizlice sahte vesika veya silah yerleştirmek provakasyonun âdetidir.

14- İllegalite kaidelerine riayetsizlik, düşüncesiz ve ihtiyatsız tedbir gibi görünebilen provakasyonlardandır.

Provakasyonun şekillerine gelince doğrudan doğruya takip, akıllı polisin pek seyrek başvurduğu bir yoldur. Onu da ancak şu icaplara göre yapar:

1- Ya tevkifatın yapılacağına yakın işin esası malum olmakla beraber, bazı teferruatı tespit için,

2- Yahut asıl provakatörü gizlemek, ondan şüphe ettirmemek ve güya her şeyin takiple bulunduğu hissini vermek içindir.

3- Gözetme yeri şema yahut raporla tespit olunur. Bazı zamanda ziyaret yerlerine uğranır. Yahut toplantı yerlerinin karşısı ve yanları kira ile tutulur. O takdirde bile raporlar gizlilikle olur. Takip olunan başka isimde gösterilir.

Bunun dışında en çok kullanılan yol, provakatörler kullanmaktır.

1- Başta gelen provakatörler yarı bezirgan gezginci unsurlardır: Kır satıcısı, komisyoncu, çerçi, gazete bayii, arabacı, postacı, şoför, motorcu, zengin adamların … senatosu, … (Bir partinin siyasi bürosunda olanlar yarım saat sonra tutulurdu.)

2- Halk sınıfları arasında istimal [kullanma] şebekesini bilhassa: Avukat, profesör, mebus, belediye mensupları, esnaf, küçük tüccar, kapıcı, komisyoncu, fahişe, hatta çok defa (hele Amerika’da olduğu gibi) haydutların yüksek kat kaçakçıları, gazete muhabirleri, ev sahipleri.

3- Müstemleke ve geri memleketlerde açlık ve işsizlik herkesi birbirine düşürdüğünden karşılıklı provakasyonlar alır yürür. Babanın oğlunu casusladığı görülen şeylerdendir.

4- Samimiyet göstericiler: “Masumane” zorlamacıklarla politikadan himmet açtırırlar. Hele boyuna takip altında canı sıkılanların dost ihtiyaçları bu tuzağa kolayca düşebilir. Mesela Perekriakova, salonunda hususi toplantılar tertipleyerek buraya muhtelif temayüllü kimseleri toplar, söyletirdi.

5- Sempatizanlar, partiyle teması olanlar (Mesela davada müdafi avukatlar) hulul yolunu bulurlar.

6- “Siyasi kahveler”

7- “Dinleyiciler”: Yani olur olmaz yerde gevezelik edenlere kulak kabartanlar.

8- Muhacir ve mülteciler: O sıfatla suret-i haktan görünerek ve provakasyona atıp tutarak provakasyon yaparlar. (Bilhassa … Balkanlarda)

9- Kaçakçılar: Çok defa polisin maaşlısı olurlar.

10- Mitläufer denilen omuzdaşlar: Bilhassa Çin ve Cenubî Amerika’da pek çoktur.

11- İllegalitenin legal organlarına hulul yapanlar ya da doğrudan doğruya sızma yaparak illegaliteye dahil olanlar.

12- Hapishaneye adam ayartmak için adam sokarlar.

13- Şüpheli tiplerin sokuluşları bilhassa şu yolları güder:

a- Kendisiyle karşılaşmaları hazırladığı halde, hareketin aksaklıklarından göğüs geçirdiği samimiyetlerle bahis açarak veya dokundurarak sözde her şeyden bedbin görünmek. Sonra yapılan telkin üzerine ansızın canlanmış ve neşesine kavuşmuş mürid halleri.

b- Sokulmak istediğine akraba ve dostlar vasıtasıyla gülücükler sunmak.

c- Avının izzet-i nefsini okşamak için “Yalnız sana karşı itimadım kaldı” yollu kelimelerle işe burnunu sokmak. “Ben vazgeçtimdi, amma tabii sen varsın.” gibi patetizmler bu araya girer.

PROVAKATÖR TİPLERİNİN ÇEŞİTLERİ:

1- Tesadüfi (Okazyonal) tipler: Her nasılsa polisin eline düşer. Sorgu sırasında gevezeliğine kurban gider. O zaman kendisine kurtuluş çaresi olarak ufak hizmetçikler ısmarlanır. Bu hizmetler zuhurata göre de büyütülür. Bu tiplerin partiye döndükleri zaman hiçbir şeyi saklamadıkları da görülür. Polisin kendisine yüklediği vazifeyi ikrar yoluyla itimat kazanmaya kalkarlar. Polis eline düşenlerden hemen hiçbirini bu şekilde provakatörlüğe çağırmaktan çekinmez.

2- “Muhbir” (indicateur) tip çok defa doğrudan polisin emriyle işe başlar. Evvela kendi dairesinin çerçevesi içinde işler. Sonra en umumi şeylere kadar terfi yollu el atmalara kalkışır. Polisin adamı olduğunu belli etmemek için her şeyi yapar ve en soğuk kanlı inkılapçıları bile ikide bir korkak vaziyetinde gösterecek kabadayılıklardan çekinmez.

3- “Nazariyeci” provakatör çok defa doğrudan doğruya partili değildir. O, daha ziyade muharrirdir. Gazetecidir, münekkittir, âlimdir. Hareketi boğma usullerine dair polise raporlar sunar. Etrafında kurduğu hayranlar şebekesiyle şahsı hakkında … … çoktur. Mesela, Leh gazetecisi Brzosowski hatip veya büyük maharetli gençleri arar. Ayda yüz elli Rubleye mukabil Okhrana’ya (Gizli Çar polisine) siyasi vechesini verir.

4- “Siyasi” (Politikacı) provakatörler de fevkalade tehlikeli tiplerdir. Bunlar, bilhassa parti çizisini bozmak işinde üstadlardır. Maalesef en yaygın şekilde görülen provakatör tipleri bunlardan yetişir ve parti içinde “münevver ve mütefekkir insanlık” adına kaleyi içinden fetih işini pek becerirler.

PROVAKATÖR DEVŞİRME METODLARI

1- Siyasi Sanıklardan Devşirme: Birisi siyasi şüphe üzerine ele geçer. Ölüm, işkence tehdidi altında avlanır. Bu metotlar bilhassa geri (Çin, Balkan, Baltık, Çarlık gibi) ülkelerde revaçta olur. İşkence ile bir kere ağzından söz alınan kimse polisin kemendinden bir daha zor yakasını kurtarır. 1881 yılı Çar II. Aleksandr’a suikast hazırlayan bombacı Rysakov, 12 saat içinde her şeyi itiraf ederek bazı arkadaşlarını ele verdi. Gene II. Aleksandr’a suikastı yapan Karakozov üçüncü günü her şeyi söyledi. 1825 yılı I. Nikolay’a karşı komplo hazırlayan Dekabristlerin içinde Pestel’den maada hemen hepsi gerek sorgu, gerek mahkeme sıralarında berbat provakasyonlara düşmekten kurtulamadılar.

2- Sanığın Ailesine Fenalık Yoluyla Devşirme: Romanya’da ters neticeler de vermiştir. Ama hele karılar, güya kocaları uğruna çok defa temasta bulundukları kimseleri ele verirler.

3- Şantaj Yoluyla Devşirme: Herhangi bir kimseden hile veya zorla herhangi bir haberi kopartınca, artık arkası getirilir. Entelicans servis bilhassa sabıkalıları, kaçakçıları ve saireyi şantaj yoluyla ajan yapar.

4- Meşruten tahliye metodu ve ıslah-ı hâlden faydalanma yolu, siyasetle bir daha uğraşmayacağına imza almak provakasyon yolunu açan anahtarlarındandır.

5- Mülayemet göstermek, dostça acımalar çok defa işkenceden daha verimli provakasyon metotlarıdır. Bakarsınız polis bütün fikirlerde sizinle mutabıktır. Yahut her düşünceye hürmeti olan müthiş liberal bir demokrattır. Bu usulün üstadı Çar jandarmasının şeflerinden Zuhalav’dır. Siyasi avlarıyla günlerce, gecelerce sabahlara kadar siyasi meseleleri münakaşa ederdi. Çar I. Nikola Dekabristleri gözyaşları dökerek babaca kucaklayarak kendisine meftun bıraktı. Arkasından yeni tevkifat ve idamlar aldı yürüdü. Yumuşak usul bilhassa avın psikolojisine ve iç duygularına hitap etmeyi bilir. Hele gençlerle karşılıklı şahsı münakaşalar pek revaçlıdır. “Gerçi kanaatlerimiz birbirine zıt, amma belki temas noktaları vardır”, gibi girizgahlarla laf lafı açmak pek kolaydır. Finlandiya’da Kuakalla davasında, polis avına karşı: “Üste söylediğini söylememek hakkın da var.” ağzını kullanır. Gazete havadisleri etrafında sohbet açar ve hadsiz “felsefî münakaşa” yolundan çıkarlar bulur.

6- Aldatma: Gene bilhassa tecrübesiz toy ve gençlerde başlıca provakasyon yoludur. A) “İşte her şeyi biliyoruz. Bir iki noktacık kaldı. Gel, sana acıyoruz, ne kendine kıy, ne de arkadaşlarına…”  Emr-i vakileri atlatmalar için elde birdir.” Güya sanığın kendisine yahut ailesine karşı hususi bir merhamet gösterişi alır yürür. Başkalarına kuş uçurtulmazken onun ziyaretçisine göz yumulur. B) İşte ifade zabıtları herkesi bülbül gibi söyledi. En güvendiğin adamın imzası bu değil mi? Bak neler itiraf etti. Gözünle gör. Kendine acı.”

7- Kandırma ve Demagoji: Şahsi, milli, sınıfî fark ve izzet-i nefsî tezatlarını kullanma provakasyonu en sık rastlananlardandır. “Sen zekisin, bu adamlarla başın ateşe yanacak.”  “Öteki fraksiyon bak sizin için neler söylüyor, kime güveniyorsun? Onlar sizi sattılar.” Bilhassa kara amelelere tesir eden başlıca demagoji şudur: “Siz ameleler aptal gibi yatın. Hani ağalarınız? Kim bilir nerede keyif çatarlar. Sizi ufak para gibi çarçur eden kodamanlar gelsinler, meydanda yoklar. Siz işçiler o gibi maceraperestlerin oyununa kurban giden enayilersiniz” ve ilh…

Onun için provakasyona düşmemek isteyen: hiçbir vaade, hiçbir paniğe, hiçbir korkuya ve hiçbir maneviyat kırgınlığına kapılmaksızın, daima hazır ol ve metanette durmalıdır.

PROVAKASYONLARI MASKELEMELER:

1- Yıllarca hapiste yatmak: En kuvvetli maskelemelerdendir. Çok defa hapisten erken çıkma vaadi ile olur.

2- Yıllarca illegaliteye çalışmak: Nadiren polise tutulur yahut hiç ele geçmez, bir cıvadır provakatör.

3- Firar: adeta bir kahraman yaratır. Amma Okhrana pek muvaffakiyetli “firar”ları tavsiye etmez. Sözde “firar”da görülmeli.

4- İyi unsurlarla birlikte provakatör de tahliye edilirse hepsi birbirine pekala karıştırılabilir.

5- Bazen öyle vakalar olur ki, ortadaki provakasyon göze batar. O zaman bilinmeyen daha usta bir provakatörü gizlemek için az çok şüpheli birisi bir provakatör diye öne sürülür. Mühim bir provakatörü gizlemek için ehemmiyetsizi öne sürülür. Bu keşfi yapan başka bir ajan güya azab-ı vicdanî taslayarak mesleğini feda eder.

6- Görmezlikten Gelme: En yanıltıcı provakasyon maskesi budur. “Bilseler tutarlardı. Demek söylememiş” gibi kuru sözlere aldanmamalı. Çörçil, Alman casuslarını birkaç yıl evvelinden beri biliyor ve adım adım takip ediyordu. Tam zamanında bütün iplerle onları bağlayıverdi.

7- Provakatör hapishanede hücre arkadaşı olarak gizlenir. O da işkence görmüştür. Soruları arslan gibi karşılaşmıştır ve ilh…

8- Hapishanenin doktoru, hocası, pederi ve ilh. yerine göre mükemmel maskeler taşırlar. “Öyle iyi gardiyan”lar vardır ki ihtilattan men olanlar arasında mektup götürüp getirir!

9- Sade ve mütevazi bir hayat geçirmek her zaman temizlik delili değildir.

10- İyi mücahitlere provakasyon isnatları, provakasyon oyunlarındandır. Yugoslavya’da N. Alçomamic Cura Cakoviç katillerinden sonra, Çin sekreterinin katlinden sonra tutulanlar için “itiraf ettiler” şayiası çıkarıldı. Bilhassa demokrat memleketlerde sosyal faşistlerin başlıca provakasyon şekli budur.

11- Güdücüler arasında geniş tevkifat yapmak, merkez komitede boşalan yerlere provakatörler için yol açmış olur.

12- Güdücü ve idarecileri birdenbire tahliye usulü de teşkilatı daha iyi takip edebilmek yahut bir provakatörü maskelemek için yapılır.

13- Bir de provakatörce “diversion politique: Siyaset eğlencesi” usulleri vardır. Mesela: Tevfikatta organ tutulur: a) Provakatör muhabereye devam eder, b) İnkılapçı programlı teşkilat … hatta seçimlerde namzet listeleri, beyannameler ve … çıkarır.

İş yerinde provakasyon büsbütün kolaydır.

Bir gün ihtiyar penoloji amelesi (905 senesinden muharrirle) gel intihabında gel. Bana casus diyorlar, dedi. Yardım edecekler, dedi. Moskova Komitesi tutulmuş mutemet Roje gitmeye karar verir. (Bir … komisyonu tayin etmiş. Ben de şahit olsam, demeye) vaziyeti, itimadımı anlattım. Roje dehşetli içerler. Bu ilana kendisi de ameleye itimat eder. Hemen bir komisyon seçmek beni şahit çağıracak. Kızı, oğlu sürgünde bulunan bir ihtiyarın adına iyi sonra çağırılır. Masa başında 2 meçhul yoldaş, bir ihtiyar reis Jorj: Ölü gibi sarı ameleye sualler açar. Çık (amele sallanarak çıkar). Ben isticvabdayım: Az sonra şayia provakasyona karşı ilam. O sırada yeni teşekküller boyuna tutulunca ipler Romanof’a gelir. O da [suçu] ameleye yükler.

Palague Okhrana’daki adı. 10 yıl bol maaş alır. 914 gizli toplantı. Harp aleyhindedir. Romanof da Radoya bozgun, inkılaba hazırlandı! (Sonra her listeyi ve evsafı teslim eder. İnkılap: kurşun (kaçamadı.)

Malinovski, Paskrebukim 6.5

911 sonu Şenyaveski Üniversitesindeyim. Boyuna takip. Gece çıksam, şimdi mahşer. Derken biraderi hariçten gelir. Pragda Pan-Rus Konferansına Moskova mümessilini organizeye gelir. Bakteriyoloji Enstitüsünde Metalurjist Malinevski ile buluşturur. Biraderini seçim toplantısına zor bir grup Malinoskiyi konferansa göndermeye kararlı. Metalurji amelesi pek kültürlü, zeki, hatip, kendini empozeyi bilir, harlı, az profesyonel amma prestijli tip! Evvelce Petersburg Maden sendikası başkanı. Leh siyasi faaliyetinden dolayı tevkif ve nefyedildiğini söyler. Adı dillere destan: Müstakil halk terbiyunu, mükemmel amele, Moskova amele Körisi onu namzed kor. (Dördüncü dumada) Polis ve amele sayesinde (o anda endikatör)

910’dan beri Okhrana’da. Her teşkilatı ihbar eder. Sibirya’dan kaçan Stalin ve Sverdlov’u o ihbar (Ayda 520 ile 722 ruble “paşa, aldı, iktiza”lar hariç. Gençliğinde hırsızlıktan mahkummuş.

911- Biraderinden ecnebi adresler alarak Prag’a gider: İki gün sonra biraderi yol üzerinde tutulur ve 12 gün bir arenada organize ederler. Okhrana’ya gider. Biz budala mıyız, kaldırın bunu denince, zabıta söyler: Merak etmeyin, çeviremedikleriniz gelebilir. Hariçten menfadan gelin, serbestsiniz. (Gider, haber yapar.) Biraderine ziyaret: Mutlaka yakın provakatör var. Her şeyi biliyorlar. Nutukları boyuna bildirmek hatırında!

911-912 mütemadiyen batan yerine yenisi çıkan gazeteler. Tâbileri hep duma azası. 914 baharı Moskova’ya gelen Malino muharriri Hançerir, polis ile mutabık. Raboçi Trud’ı çıkaralım der. İstersem idaresini bana verecek. Kendisi Petersburg’a (Resmî tâbi‘i o. Ertesi gün lokantadan notere gidilecek.) Lokantada tavrı: Gazetede resmini görenlerin … keyfine pâyân yok. Kahkaha, yüksek ses, teklifsizlik! Arabada cebinden bir tarak çıkarır. Petersburg’ta her şey açık, bak. Bağırınca ihtiyat ile ben (bende mesuliyet yok diyen) muharrire takılır kahkaha. Siz yer altına alışmışsınız. İllegalden hoşlanmaz. Retemme’siz adam (Yoksa şüphelenmede). Şahsına infectice … ve gider. Muharrire gazeteyi hazırlatır, çıkarır.

Paskrebukin

Moskova komitesince seçilen muharrirler arasında. Ticaret müstahdemleri sendikasında polise fraksiyonunun illegal müstahdemi. 2 senedir tanır. Kalabalık amele mahallesi hastalık kasası müstahdemi. Bu sebeple birçok fabrika ameleleriyle teması mümkün. İrtibatlar boyuna koparken. Muharrir bunlar arkasında yüksek provakasyonlu komitesinin sınıfına yardım için Sibirya’dan firarla geleni tanır. Az sonra tutulurlar. Anlaşılan meşhurlar da ondan. 1 firariyi muharrir tanır. Az sonra Petersburg’a gidince, sokakta tutulur. Fakat Petersburg’ta tanındığı ondan. Hepsi de hastalanır, ölür. Tip: 30 yaşında iri yarı, hayli filoryan, üstadan-ı küldür. Atlet çatılı, kalın gövde, taşkın enerji. İşde: Muharrir karvenin doktoru ve siyasi müdür. 60 ruble ile şık giyinir. Pahalı kahvaltılar (Nereden para bulursun, deriz.) Havyar, jambon …), hiç bozulmadan: Sen münevversin, az masrafla [P.11] iyi geçinmeyi bilemezsin. (Kendisi mujik oğlu). Harp arefesinde gazete kapatır. Tutulan nesneleri dağıtmada yaman gayret gösterir. Hemen her nüsha müsadere edilir. Herkes tutulur. O kurnaz, beceriksizler edinerek o (tipi de becerikli.)

Malinovski

Bir gün gelir herkesi idareden memnun dostça tapeler. Ricası terziler sendikası merkezinde o teşkilat ve sair sendika polislerini topla, bir izahatım var, der. İtirafım polis her sendikada bayağı toplantıya mani. Terziler mahallesi daima göz hapsinde tutulanlar dernekleri olmayınca sendika kapanır. (Halbuki gizli işe çok yardımı var.) Cevap: Hiddet. Moskova teşkilatını ve beni de … sözlerle berbatlar. Netice: Muharrir gizli bir yerde toplantı yapılmasında ısrar eder. Puskrebukin de o fikirde. Ertesi günü Puskrebukin … Malinovski bir terzi amelesi sayesinde toplantıyı yaptırır. 20 kadar … kurşuncu, puzrus sendikanın efendileri tevkif edildiler. Malinovski mesuliyetli. Puskrebukin ceza alır, sendikaya girer, kurtulur.

Az sonra gazeteyi kapamaya gelirler. Puskrebukin’le muharrir patron odasında. Polisler tabii durdurmak için ya patronu alıp giderler. Muharrir hemen tahrir masasındaki evrakı imhaya gider. Puskrebukin engel olmaya bakar, ben giderim. Sen eve git. Muharrir başkası yerine kendini tehlikeye atmaya tercümandır(şüphe yok!) Derken ben sıyrılırım. … yok der. Sen olmamalısın ufak çocuğun var. (O serbest) Hususi merhametle söyler, pek samimi. O redaksiyona gider. Ertesi günü gelir redaksiyonu, polis görmüş. Her şeyi ima etmiş, dostça hani. Müstakil gazete yalanı. 1915-16 provokasyon şüphesi pek mühim arkadaşları uzaklaştırır. 917 İnkılabı: Mesalino- Romanof- Puskrebu: Kurşun!

[P.12]

(Bobroaskaia Gördüklerinden)

Birkaç Provakatör Maskesi

Kaplinski: 1922 yılı Petersburg Moskova, Harkon, Odesa gibi yerlerde Zubato işe girişir. Cemiyetler içine din adamları (poplar) ve profesörler sokar.

Ürgel (Lebansız) (Limore örlelde) mahkemeleri tehdit ederek ve ziyaret, kitap kolaylıkları ile dile getirir. Hatta Kapital’in birinci cildini verdiği olur. Sorgu sırasında hapiste değil, sigara kahve ikramlarında bulunur. K … lakin 1 sene hücrede tutulur. 1902 baharında Sibirya’ya doğduğu şehir sonra menfi kararı bekleyeceğine İskra ile temas olunduğunda bunda (Leh, Litvanya Yahudi S.D. lerine) müracaat eder. Duinsk’da Bund mümessili Kaplinski gizli makine tedariki, edebiyat ve insan kaçırma ile görevlenir. Artık, ihmal edilmiş karısını götürerek iki odaya yerleştirir. Kendisi çalışmasa 3-4 günde bir gelecek. 5 çocuğuna karısı terzilikle bakar. Hikaye: Tutulurlar. İdam tehdidine uğrar. Ağzından yoldaş adı kaçırır. Kocası kaçışı cehaletle izah eder. Sonra karısı taharrice serbest. Bu sefalet çekilir mi, der. Tipi: İri yarı, geniş, açık yüz. Limeli amele, kaba görünümlü, hayırhah gülümseyişli. Kuvvetle el sıkar. Güçlük: Partisinin Bielostok konferansından irtibatı muvakkaten kesilir. Para almadan kaç gün kalır. Kendisi çilingir. Oda köşesinde çalışırken partinin Harkof (Teşkilatı) … hastahane hayatı müstakil planı hakkında sorguya çekilir. Hiç şüphelenmez. Amma ailesi ihtiyatlı. Şahsı vermedim. Hele gidelim de bir iki gün sonra kaçakçılar şehrinde tehlikesizce Prusya’dan İsviçre’ye İskra’ya gelir. Bir taşla iki kuş vuracaktır. (Ona itimattan uzanan fantezi) 15 yıl binlerce, onlarca teşekkül … eder. 1917’de kayıp. 1922’de Samarada takma adla bulunur: Kurşun. Akabil, kalar, Ahrefran.

Zitamirski: 904: dönmek üzere Berlin’de hudut geçirenlerle temaslar yapar. 905 işleri müthiş tek sakin gören o. Berlin oturyanı. Berlin İskaristi. 904 ayrılığında polislerle kalır. “Sizden” benden sadık … gibidir. Fazla illeganisi: Takma yakası kulağa kadardır. Kravatı alacadır. Davranışları yavan. (bat: Kendisine süs yapan platepersün) Ala: P için, masrafı zengin familyasından (İstediği para gelirmiş.) Gidenler tutuluyor. Ama olur a (Beceriksizlerinden!) Okhrana Dosyasına danışırken bir keresinde polis şifreli mektubu bulunan birinin hududu geçtiğini bildiren ihbar. Mevkii iyi, bol para. Pasaportla gelerek rapor vermesi ve … 1905’den sonra 22… giden hariçte J. Jelene hulul eder. Nakliyeci, boyuna keşifler, 22 kişilik komisyonunda oyunbozan. 1909 mühim bir polisle birçok firardan sonra demire vurularak sevk edilir. Ayağında yaralar olur. Berbat bir öksürüğe yakalanır. Himaye tutulur. Yine kaçar. Paris’e ölü gibi gelir. (Sonunda) Paris’te kabine açmıştır. Hastayı alır. Yaralar frengidir. Kurtuluş yok, der, intihar eder, ölmez. Çabuk iyileşir. (Tecrübesiz, takatsizliğine verilir.)

8 yıl böyle. 911: Rusya’ya giderken ecnebi Çar ajansı ajanlarından birine gönderirken çektiği bir telgraf çekilince ancak 917’de tamamıyla belli olur. Hariçte olduğundan kurtulur.

[P.13]

Olga Nikolayevna Tuxiata

907 Moskova teşkilatı zorla illegalleşir. Cihaz … gizli bir şehir münevverlerdeki mesnetler mahvolur. Avukatlarla doktorların sempatisi bitmiş (mağlubiyet var çünkü.) Yarıda Karan muharririn karısı: literatür saklar ve adres verir. Katalanyadan onunla edebiyat sokulur. Bahajdan başlayıncaya kadar tevzi lazım. Ondan başka adamımız yok. … teklifi. Yazıhanesi her cins alâ kitap dolu. Kendisi gayet sevimlidir. Gösterilen itimada teşekkür eder. “Muhterem ihtiyar anası ile birlikte” gara gidecek. Her şey yolunda. Dağıtmakta da ister. Dağıtma ertesi gün ihtiyaten şüphe yok. 2 saat sonra Sit adrese gelir. Hemen tasnif ve sevk edilir. Gece jandarma arar, bulamaz. Kimse Olga’dan şüphelenmez. (Kendisini takip ettirdi, [acemi!] denir.) Muharrir tehlikeyi söyler. Cevap: “Merak etme ben sosyete kadınıyım, şüphelenmezler.” Hele de Karan muharrirle …”le meşgul. Muhiti de şüphelendirmez. Bununla beraber fedakarlığa hazırdır. Muharririn ve …  … sözü üzerine itimat. Senelerce. Dedikodu başlayınca meçhul bir yere gider: Okhrana’ya.

Putiata Ptrayeşa Romanov

907 Moskovanın eski departman fabrikaları bölgesinde Kolomna fabrikası merkezdir. Ne zaman geniş … …  konferansı olsa hep –işçi değil- Ciltçi Romanof delege gelir. (Adı Jorj’dur.) Tip: Ufarak, soluk, fitne fücur. Parti kararlarını tatbikte her güçlüğü yener, şüphe hiç edilmez. Görüntü: Mümessil ne dedi, proleter olmasın? Ormanda bir toplantı keşfedilir. Bir kısmı kaçar. Aralarında Romanof da var. 4 yıl geçer. Muharrir hapis ve sürgünden Moskova’ya dönünce 911 halk … …  koridorunda (Pemamski) Jorj’a rastlarken ama neden o kadar üst başsız değil. Tavırlar arandı. Mişvar akabil hariçle temasta her şeyi bilir. Capri Kutna mektebinde tahsilden gelmiş. Niçin için bir işçi getirmiş. (Ne ise profesyonel olmuş demek.) Kanaati: Gece derslerine tabii profesör için değil yoldaşlarla temasa geldiğini biliyorum, der. Kendisi Kooperatif konferanslarına yazılır. Üniversite bileti var. Bildiği birçok yoldaşı görebilir. Rolü köşeye çekip kulağına fısıldar. 22’nin mutemedi. (Literatür işinden ben muharrire) bütün Moskova’ya ben dağıtıyorum. Muntazam edebiyat getirir. Polise konferansında İvanovo Voznesenk hakkında malumat (Kendisi 22 mutemedi sıfatıyla hazır) Hafiyeler: Kasabada o Jorj’dan şüphelenmez. İhtiyatlı. Kimsenin evine gitmez. Her randevum üniversitede.

Bir gün ihtiyar (905 Teşrin-i evvel muharrirle beraber) metalurji işçisi …, intihar edeceğim. Bana casus diyorlar, der. (Yardım edeceğim, dedi). Moskova Komitesi tutulmuş mutemet Jorj’a gitmeye karar verir. (Bir anket komisyonu tayin etmiş. Ben de şahit olayım, demeye) vaziyeti, itimadımı anlattım. Jorj dehşetli içerler. Bu iftiraya kendisi de işçiye itimat eder. Hemen bir komisyon seçip beni şahit çağıracak. Kızı, oğlu sürgünde bulunan bir yaşlının evine epey sonra çağırılır. Masa başında 2 meçhul yoldaş, bir ihtiyar. Başkan: Jorj. Ölü gibi sarı işçiye sorular açar. Çık der. (İşçi sallanarak çıkar). Ben sorgudayım: Az sonra şayia, provakasyondur kararı ilam! O sırada yeni teşkilatlar boyuna tutulunca ipler Romanofa gelir. O da suçu işçiye yükler.

Pelagie Okhrana’daki adıdır. 10 yıl bol maaş alır. 914: gizli toplantı. Harp aleyhtarıdır. Romanof da Rado’ya bozgun, inkılabı hâzırlayın, der! Sonra her listeyi ve evsafı teslim eder. İnkılapta kaçamadı: kurşun.

[P.14]

Malinovski

911 sonu Şeynaveski Üniversitesindeyim. Boyuna takip görüyorum. Gece çıksam, peşimde mahşer. Derken biraderi Lenin’le hariçten gelir. Prag’da Pan-Rus Konferansına Moskova mümessilini organize etmeye gelir. Bakteriyoloji Enstitüsünde Metalurjist Malinovski ile buluşturur. Biraderini seçim toplantısı zor. Bir grup Malinovski’yi konferansa göndermeye kararlı. Metalurji işçisi pek kültürlü, zeki, hatip, kendini empoze etmeyi bilir, ateşli, az presonyefueux ama prestijli tip! Evvelce Petersburg Metalurji sendikası başkanı. Leh siyasi faaliyetinden dolayı tevkif ve sürgün edilirken söyler. Adı dillerde destan: Müstakil halk terbiyunu, mükemmel işçi, dördüncü Duma için Moskova İşçi Körisi onu aday gösterir. Polis ve işçi sayesinde o anda (endikatör).

1910’dan beri Okhrana’dadır. Her teşkilatı ihbar eder. Sibirya’dan kaçan Stalin ve Sverdlof’u ihbar eden odur. Ayda 522 ile 722 ruble “paşa, aldı, iktiza”lar hariç. Gençliğinde hırsızlıktan mahkummuş.

1911- Biraderinden ecnebi adresler alarak Prag’a gider. İki gün sonra biraderi yol üzerinde tutulur. Adı araştırılır. 12 gün bir arenada organize ederler. Okhrana’ya gider. Biz budala mıyız, kaldırın bunu deyince, zabit söyleyince: Merak etmeyin, haber veremedikleriniz gelebilir. Hariçler menfadan gelsin, serbestsiniz. (Gider, haber yapar.) Biraderine ziyaret: Mutlaka yakın provakatör var. Her şeyi biliyorlar. Nutukları bunun yolladığı yıllarca kimin hatırına gelir!

1911-12 mütemadiyen batan yerine yenisi çıkan gazeteler. Tâbileri hep Duma üyesi. 1914 yazı Moskova’ya gelen Malino muharriri çağırır: polis ile mutabık. Raboçi Trud’u çıkaralım der. İstersem idaresini bana verecek. Kendisi Petersburg’ta (Resmî tâbi‘i o. Ertesi gün lokantadan notere gidilecek.) Lokantada tavrı: Gazetede resmini görenlerin gözüne baktıkça keyfine pâyân yok. Kahkaha, yüksek ses, teklifsizlikler. Arabada cebinden bir kravat çıkarır. Petersburg’ta her şey açık, bak der. Bağırması üzere ihtiyat dileyen ve (bende mesuliyet yok) diyen muharrire takılır, kahkaha atar. Siz yer altına alışmışsınız! İllegaliteden hoşlanmaz. Retemme’siz adam sayılıyor. Yoksa şüphe kimin aklına gelir. Şahsına infectice gibi görünür, o gider. Muharrire gazeteyi hazırlatır, çıkarır.

Poskrebukin

Moskova komitesince seçilen muharrirler arasındadır. Ticaret müstahdemleri sendikasında polis fraksiyonunun illegal üyesi müstahdem. 2 senedir çalışır. Kalabalık işçi mahallesinin hastalık kasası müstahdemi. Tavassutuyla birçok fabrika işçilerine temas mümkün olur. İrtibatlar boyuna kırılmakta. Muharrir bunları arkasında yüksek provakasyonlu komitesinin teşkilatına yardım için Sibirya’dan firarla geleni tanır. Az sonra tutulurlar. Anlaşılan afişte meşhur oldukları için ele geçtiler idi. 1 firariyi muharrir tanır. O da az sonra Petersburga gidince, sokakta tutulur. Petersburg’ta tanındığı için sanılır. Hepsini de enseletir, ölür. Tip: 30 yaşında iri yarı, çehre filoryan, üstadan-ı küldür. Atlet çatılı (vakur), kalın gövde. Hareketli, taşkın enerji. İşde: Muharrir kardenyar redaktörü ve siyasi müdürü. 60 ruble ile şık giyinir. Pahalı kahvaltılar (Nereden para bulursun, deriz.)

[P.15]

hiç bozulmadan, kavun, havyar, jambon, meyvedendir. Sen Türksün, az masrafla iyi geçinmeyi bilmezsin, der. Kendisi mujik oğludur. Harp arifesinde gazete kapatılır. Tutulan nesneleri dağıtmada yaman gayret gösterir. Hemen her nüsha müsadere edilir. Herkes tutulur. O kurnaz, beceriksizlerin önünde onun tipi de becerikli!

Malinovski

Gün gelir herkes işleri idareden memnun dostça tapeler durur. Ricası terziler sendikası merkezinde o teşkilat ve sair sendikası polislerini topla, bir izahatım var, der. İtiraz polis her sendikada bayağı toplantıya mani olurken hele terzilerde … daima gözcüsünü tutarlardı. Dernekten olmayınca sendika kapanır. (Halbuki gizli işe çok yardımı var.) Cevabı: Kızmak. Moskova teşkilatlarını ve beni de bizzat sizlerle berbat eder. Netice: Muharrir gizli bir yerde toplantı yapılmasında ısrar eder. Puskrebukin de o fikirde. Ertesi günü Puskrebukinin … Malinosvki bir terzi amele sayesinde toplantıyı yaptırmış. 20 kadar …  palomba, pozurus sendikalizm aktifleri tevkif edildiler. Malinovski mesuliyetlidir. Puskrebukin hiç ceza aldığından sendikaya girmez, kurtulur. Az sonra gazeteyi kapamaya gelirler. Puskrebukinle muharrir patron odasındalar. Polisler tabı durdurmak için ya patronu alıp giderler. Muharrir hemen yazı masasındaki evrakı imhaya gider. Puskrebukin engel olmaya bakar, ben giderim. Sen eve git. (O serbest). Hususi hararetiyle söylemiş, pek samimi. O redaktöre gider. Ertesi günü gelir. Prskisyon polisi görmemiş. Her şeyi imha etmiş, dostça hani. Müstakbel gazete yalanı. 1915-16 provokasyon şüphesi pek mühim arkadaşları uzaklaştırır. 1917-İnkılap: Mesalino- Romanof- Puskra Bukin: Kurşun!

Dr. Hikmet KIVILCIMLI

EMPERYALİZMİN LOŞ GÜCÜ

Bu hafta Kıvılcımlı ustanın az yayınlanmış, az bilinen bir yazısını paylaşacağız. EMPERYALİZMİN LOŞ GÜCÜ (Finans Kapital Denilen Gizli Kuvvet).
Fuat Fegan’ın belirlemesine göre 1966 yılı Eylül ya da Ekim ayında yazılmış olan bu tamamlanmamış gibi görünen önemli yazı ilk olarak 1976 yılında o zamanki Tarihsel Maddecilik Yayınları tarafından broşür olarak yayımlanmış. Daha sonra kağıt baskısı yok. Dijital ortamda bazı yerlerde yayımlanmış. Dolayısıyla da çok fazla bilinen bir yazı olmamış. Broşür halinde basılmak üzere daha önce hazırladığımız bir kopyasını Fuat Fegan’ın notu ile birlikte sunuyoruz.
Ahmet Kale – Göksal Caner Malatya

Emperyalizmin Loş Gücü
(Finans Kapital Denen Gizli Kuvvet)


Yarım kalmış bir etüde benziyor. Yazılış tarihi 1966 sonbaharı olmalı (bak: s.1, s.4, s,7, s.8, s.11)… 1966 21 Eylülünden olmasına imkan yok. 1967 de olamaz (s.1’deki “…1932 yılı… 34 yıl geçti…” ifadeleri). Demek 1966 Eylül sonu – Ekim – Kasım – Aralık aylarında, büyük ihtimalle 1966 Eylül sonu ya da Ekiminde yazılmıştır. (Fuat Fegan’ın 15.3.1977 tarihli notu.)

Emperyalizmin Loş Gücü
(Finans Kapital Denen Gizli Kuvvet)

Fransa’da kimsenin solcu sayamayacağı, herkesin Finans-Kapital içinde (kredi, banka, para işinde) yeterli bildiği B. Pierre Coste “Büyük Finans Piyasaları” eserinde 1932 yılı şöyle demişti: “Finans (maliye) meseleleri savaş sonundan beri (Birinci Cihan Savaşından beri) milletlerin hayatında gittikçe büyüyen bir önem kazandı. Sokaktaki adamın konuşmalarına ve hatta salon tartışmalarına çok kez konu oldu; Öyle iken kamu oyunun tümü için bu meselelerin henüz bir hayli az bilinir oldukları doğru sayılmalıdır. O bilmezlik (Cehalet), biraz bu işlerin – Gerçekte değilse bile görünüşte – karmaşık oluşundan ileri gelir; doğrucasına bakılırsa, bu meselelerde kamuoyunu aydınlatmaları gereken kimseler, kimi bilinçsizce, kimi hesaplıca kamuoyunun yolunu şaşırtmaktan hoşlanırlar.” (P. C. “La Lutte pour la Supermatie, ete.” 932, Paris, s. 7) Bu satırların yazılışından beri 34 yıl geçti. “Kamuoyunu aydınlatacak kişiler”, hele basın. Finans (para-banka) gizli oyunlarında milletin yolunu şaşırtmaktan daha az mı hoşlanıyorlar? “Spor gösterilerine yahut kanlı ihtiras cinayetlerine” (Keza, s. 8) her gün biraz daha aşırıca yer verilişi, Finans işlerini örtbas etmenin domuzuna bilinçli ve hesaplı bir oyun olduğunu ispatlar. 10 milyon, 30 milyon, 100 milyon, hatta 3 milyar insanın tek kalemde ceplerindeki paranın yansını bir gece yarısı, beş on kişi resmen çalıverir. “Enflasyon” denir geçilir. Bunu “Hırsız” yapsa, bütün dünya polisi ardına düşer. “Hırslı” devlet adamları yapınca, adı: rahmetli bizim Menderes’in bile ağzına düşen “Para değerini ayarlama”, “Enflasyon” olur! Ondan sonra, gelsin spor-toto, gelsin aşk ve hürriyet cinayetleri: Zavallı milletlerin kafatasları çorba tasına çevrilir. Kimse farkına varmaz yapılan “Finans ameliyatı”nın. “Böylece, yalnız işin içinde olanlarca (saiklerince) içyüzü bilinen hakiki facialar, kulislerde oynanır. Bu dramlar, milletlerin ekonomik hayatları üzerinde, hatta sosyal eğilimleri üzerinde yarattığı yankılar yoluyla ulusların alın yazısını etkiler.” (Keza, s. 8) diyor P. Coste.
İkinci Cihan Savaşından sonra Finans-Kapital kumarı büsbütün evrencil bir afet oldu. Kumarhanenin baş manocusu Amerika idi. Kumarın adına kimi “Yardım”, kimi “Doktrin” veya “Plan” denildi. Hepsinin başına Baş-Manocunun damgası vuruldu. Dış yardım: “Amerikan yardımı” idi; iç veya dış plân: “Marşal Plânı”; adı “Bâd’ı sabâ” gibi konulan doktrin: “Truman Doktrini” oldu. Aynı oyuna o denli ad, esrarlı harfler, vs. konuldu ki, Halk değil, “Kamuoyu” değil, benim diyen Üniversite bonzu işin içinden çıkıp, nelerin döndüğünü artık anlayamazdı. Çevirebildiğin kelli çevir siyasi partileri ve iktidarları, dilediğin sayın ulu kişiyi Devletin, Hükümetin başına getir. Hepsi senin Finans-Kapital “Lûgaz”ını [Lugaz (Lügaz), herhangi bir nesnenin ya da varlığın özellikleri anlatılarak yazılan manzum bilmeceler. A. Kale] çözemeyecek, Amerika’nın dümen suyundan istese yürüyememezlik edemeyecektir.. 27 Mayıs olsan, bir saatte zırhlı tümen ile İstanbul’u, Türkiye’yi fethettim bilen sayın Orhan Erkanlı gibi “Lâl” olup şöyle haykırmaktan kendini alamayacaksındır: [Metinde bu alıntı yok. A. Kale]

FİNANS-KAPİTAL TARİHİNİN “TEKERRÜRÜ”

Amerika Birleşik Devletleri, Birinci Cihan Savaşından önce, Londra ve Paris Finans Kapitalistleri önünde, bizim Konyalı Hacı Ağanın Osmanlı Bankası önünde düştüğü durumda kalırdı. Birinci Cihan Savaşı, Amerikan Finans- Kapital softasının önüne gökten kanlı nimetlerle dolu bir “Maide’i Süleymaniye” (Hazreti Süleyman sofrası) gibi indi. Avrupa Emperyalizmi, her ne pahasına olursa olsun kendi kendisini yakıp yıktıkça, Amerikan malına susadı. Milyonlarca insanın kanı Amerikan kasalarına altın olup aktı. Kan ve altın yetmeyince, herkes Amerika’ya gırtlağına dek borçlandı. Amerika’nın papaz ruhlu hacıağaları milyonerleştiler. Savaş bitince, yenen-yenilen Avrupa emperyalisti Amerikan “Yardım”ına, “Plan”ına, “Doktrin”ine çanak açtı. Avrupa geri kalmış ülke değildi. Avrupa ülkelerinin Kapitalist sınıfları yarı-sömürgeliğe katlanamazlardı. Onları sömürmenin kestirme yolu: birbirleriyle gırtlaklaştırmaktı. Onun için Amerika, en çok, savaştan baygın düşmüş Almanya’yı diriltmek üzere «yardım» (kuvvet) şırıngaları yaptı. Hatta; bu yardımları, içlerinden avladığı İngiliz Finans-Kapitalistleri kanalından bile her alanda yaptırttı… Bir yandan tatlı su “Demokratı” ağızıyla Amerikan halkına “güven”, dünyaya “umut” yağdırırken, el altından faşizmi, Naziliği besleyip kışkırttı. Avrupalı Emperyalistlerin “Komonizm” fobilerini Hitler’le birlikte körüklediği’ için. Amerikan diplomasisinin bu “tavşana kaç, tazıya tut” politikası kolay tuttu. Avrupa’da, Asya’da bir yol Faşizm azgınlığı köşe başlarını tuttu mu, eski dünya Emperyalistlerinin boğaz boğaza geleceklerini bilmek için fal atmaya gerek yoktu. Prusya ağası kafalı Alman Finans-Kapitalinin -burnunun ucuyla yürüyen- “Habis ruhu”: Hitler serserisi, dünyayı “Bin yıllık Cermen barışı” altında sömürmek üzere İkinci Cihan Savaşını patlattı… Amerikan Emperyalizmine gün doğmuştu. Avrupa, ne pahasına olursa olsun, Amerikan malına yeniden susadı. Bu sefer milyonlarca değil, 10 milyonlarca insanın kanı Amerikan kasalarına altın olup aktı… Kan ve altın yetmeyince, gene herkes Amerika’ya gırtlağına dek borçlandı. Amerika’nın barış misyoneri maskeli milyonerleri, milyarderleştiler. Savaş bitince, yenen-yenilen Avrupa Emperyalisti Amerikan Finans Kapitalinin “Yardım-Plân-Doktrin” şartlarına boyun eğdi.

İçinde yaşadığımız günlerin olayları da hatırlatılmaya değmeyecek kadar gözler önündedir. Amerika, Birinci Cihan Savaşından sonraki “Tarihi Tekerrür ettirmek”te sakınca görmüyor. Gene 20 yıldır Cenevre de “Silahsızlanma” konuşmalarını, bitmez tükenmez Makyavelizmlerle savunurmuş gibi reklam yaparak sinsice baltalıyor. Gene sanki savaşta Fransa- İngiltere düşmanı imiş de, Almanya müttefiği imişçe enayi Cermenliğin Prusya kafalı Naziligini nasıl hortlatacağını bilemiyor. İkinci Cihan Savaşı sonrasının Birinci Cihan Savaşı sonrasından tek farkı, tek “Orijinalliği” şu: Avrupa Emperyalistçikleri, artık, kendilerini dev aynalarında görmenin gülünçlüğünü anlamışa benziyorlar. Aç Alman ve İtalyan kurtları, kendi başlarına ortalığa saldırmayı: ülkeleri Faşizm-Nazizim gibi açık Finans-Kapital ağıllarına çevirebilme gücünü kendilerinde göremiyorlar.

Bu sefer, Amerika: Finans-Kapital külhanbeyliğini kendisi yapmak zorunda kalıyor. Almanı, İtalyanı Amerika’nın savaşta güya müttefikleri olan Fransa ve İngiltere’den daha kuvvetli, gelişir hale getirdi. Ama Alman’ın yarısı öbür tarafa geçmişti. Ayrıca, Birinci Cihan savaşında yenilen Devletlûlar, olsa olsa Alman Kayzeri gibi tası tarağı toplayıp, yabancı bir ülkeye geçerler ve Bankalardaki «yatırım»larıyla ölünceye dek gül gibi yaşarlardı, ikinci Cihan Savaşında yenilenler, fare gibi yakalanıp asıldılar. Kişi olarak en köprü altı külhanbeyi dahi, bile bile Hitlerliği, Musoliniliği, Göringliği kolayca göze alamıyordu Bu yüzden, Amerika, parsayı toplamak için başkalarını oynatma “Doktrin”ini bir türlü uygulayamıyor.

Berlin’de özendiği yarayı işletme “Plânı”, Berlin Duvarı ile işlemez hale getirildi. Avrupa’da eşref saatin dolmadığını görünce. Uzakdoğu’da Kore çıbanını sıktı. Maksadı, başkalarını ateşin içine atıp, uzak Yeni-dünyasından yananlara petrol sıkmaktı. Başkalarının gönderdikleri asker sayısına bakılırsa, işi ciddiye almakta Türkiye’den daha çok ambale olan çıkmadı. Kore oyununda güzel “İŞ”ler yapıldı. Türkiye’de bile pamuk milyonerleri, D. P.’nin “nurlu istikbal”i parladı. Ancak, Amerikan ağzıyla «Boom» (dörtnala kalkmış ekonomik gelişme) çok sürmedi. Kızıl Çin terazinin öbür kefesine bütün ağırlığını koyunca, bizim Mehmetçik ile “Hür basın” bile, Kunuri’de kurdun ağzına nasıl itilip, nasıl yalnız bırakılarak harcandığımızı görmemezlikten gelemedi. “Boom” balonu, yalnız Demir kırat, Partiyi, tepesi üstü düşeceği yükseklere çıkarmakla kalmadı.

Amerikan Finans-Kapitali o “Mağrurâne ric’at”ı (Yunan Başkumandanı Anadolu’dan kaçarken öyle demişti), kabara kabara yüz geri etmeyi hazmedecek miydi? Eski Amerika Cumhurbaşkanı Alman asıllı müttefikler Başkumandanı Eisenhower, (kaplumbağa boynunu kabuğu içinden ancak şimdi çıkararak) Çin’e karşı atom bombasını kullanmak üzere kaç kez elinin varıp varıp geldiğini açıklıyor. “Şimdi Sovyetlere karşı var mısın?” diye soran gazetecilere, 19. 9. 1966 günü radyolarda, “Bu imkânsız!” karşılığını verdi. Oysa, Çin de atom bombası yaptı. Ancak, Kore savaşı, Amerikan ekonomisini bir yol yeniden savaş düzeni «Boom» una doğru ayarlamıştı. Uzakdoğu’da yığılan görülmedik azmanlıktaki Amerikan Silahlı Kuvvetleri bir işe yaramalı idi. Kızıl Çin Cinine çarpılmamak için. Kuzey Vietnam’ı tampon olarak araya kıstırmak hesabına yatılarak Güney Vietnam seçildi.

VİYETNAM PAZARI AMERİKAN HESABINI BOZDU

Amerika B.D.’nin evdeki hesabı Güney Vietnam pazarına uymadı. Amerika, Vietnam’a, Kore Savaşına sürükleyebildiği devletlerin onda birini daha sürükleyemedi. “Maymun gözünü açmışa benziyor”.. Kuzey Vietnam: Kızıl Çin’le Güney Vietnam arasında tampon olmak şöyle dursun, tramplen (atlama tahtası) olmaya itildi. Vietnam pirincinin pilavını, zerdesini bekleyen Amerikan Finans-Kapitali taşını ayıklamakta yalnız kaldı. Vietnam’a harcanan 40 milyar dolar (400 milyar Türk lirası: Türkiye pahalı devletinin otuz yılda toplayamayacağı kadar para) kimin sırtından çıkarılacak? Amerikan milyarderleri mülti milyarlar kazansın diye kimse kendini ateşe atmaya gönüllü görünmüyor. Amerika’yı Amerika yapan iç mekanizma: eski dünyanın tepişmelerine karışılmadığı için, daimi ordu denilen Timurlenk’in Fili ve militarist-bürokrat Devlet Asalağı tarafından boşu boşuna yutulacak-Verimsiz üretkenliği boğacak değerlerin ekonomiye yatırılması idi. Birinci ve İkinci Cihan Savaşlarına Amerika hep son dakikalarda, iki taraf birbirini iyice, kırıp yere serdiği vakit karışmıştı. Bu sonradan gelme kabadayılığın hedefi açıktı: silah patlamadan. Amerikan kanı akıtmadan cihangir olmak. Savaşta yenilen, nasıl olsa gırtlağına basılmak için ses çıkarmaksızın bekleyecekti. Hatta, Kızıl Ordu Berlin’e yaklaşırken açılan ikinci cephede olduğu gibi, yenik Alman Finans-Kapital’i, büyük Fatih çalımları ile karaya çıkan Amerikalıyı bir kurtarıcı gibi şehirler “Zaptetmeye” telefonla çağırdı… Yenenleri yorgun argın içlerinden avlamak, Amerika’nın rakipsiz ve itirazsız büyük hakem kılıcını evren Finans-Kapital’ine dayatmak için yasak savmaktı. İkinci Cihan Savaşı sonrası, Amerika’nın bu tatlı geleneğini, manda tezeği kadar iri ve taşınmaz, militarist ve bürokrat bir Amerikan Devleti ortaya atarak bombok etti. Vietnam savaşı o koca tezeğin üstüne tüy dikti.

SOSYALİZM-EMPERYALİZM ZITLIĞI

Şimdi Amerika, atom bombasını Kore savaşında Çin’e karşı ve 1945 yılı Sovyetlere karşı kullanamayışının yasını tutuyor. Ne kadar yas tutsa yeridir. Çünkü bugün gerek Sosyalist cephe, gerekse Amerika dışındaki emperyalistler, atı alıp Üsküdar’ı geçmiş bulunuyorlar. Sosyalist cephe ile Emperyalist cephe arasındaki sayı ve rakamla beliren münasebetlerin özeti, tarafların toprak ve nüfus büyüklüklerinde görülen değişmelerde pek iyi okunur. Dünyamız da 4 tip ülke var: 1- Sosyalist; 2- Emperyalist; 3- Tarafsız.., (denilen ve 1917 Devriminden ben bağımsızlıklarını kazanmakla birlikte, ne sosyalist, ne de emperyalist olabilen arafattaki ülkeler); 4- Sömürgeler. İkinci Cihan Savaşı başından (1939’dan) 1964 yılına değin bu 4 tip ülkelerin dünya toprakları ve nüfusu içinde tuttukları yüzdeler şöyledir:

Bu rakamlar, dünyamızın çeyrek yüzyıl (25 yıl) içinde nasıl baş döndürücü bir çabuklukla deri değiştirdiğini gösteriyor. İnsan gücü bakımından sosyalist ülkeler dört buçuk kat, yeni bağımsızlar 16,5 kat artarken, içlerinde emperyalistlerin bulunduğu sektörün nüfusu 3 kat azalıyor. (Üçte birine kadar düşüyor.) sömürgeler 33 kat azalıyor. (33 de birine düşüyor) 100 insan içinde: sömürge kölesi 33 kişi iken 1 kişiye düşüyor, yeni bağımsızlaşmış insan 2 iken 33 kişiye çıkıyor. “Tarafsızlar” adı verilen üçüncü cephenin insan sayısı (100 kişide 33 kişi), içinde “Emperyalist” cephe bulunan öteki ülkelerde yaşayan insan sayısı (gene 100 kişide 33 kişi) ile başa baş geliyor. Sosyalist cephe ise, insanlığın üçte birinden aşırı (100 kişide 35 kişi) oluyor. Bu durumu basit sayı değişikliği de saysak sonuç birdir. Bu kez, yüzdece sayı birikimi ister istemez diyalektik atlayışını yapmış, hiç de sessiz geçmeyen büyük bir sosyal Devrim getirmiştir. Üçe bölünmüş dünyamızın Tarihçe kısa süre için alınyazısı şudur: Emperyalist cephe mi “Yeni-Sömürgecilik” metotlarıyla tarafsızları kendisine yedek güç yapacak; yoksa Sosyalist cephe mi milli kurtuluşunu yapmış ülkeleri biçimcil siyasal bağımsızlıktan Sosyal Kurtuluş basamağına yükseltecek?

Amerika, bu uğurda, Güney Vietnam’da yarım milyona çıkaracağı istilâ ordularıyla savaşlar patlatıyor. Lâtin Amerika’da milyarlarca dolarla Pronunçiamentolu “ihtilaller” satın alıyor… Tüm Asya ve Afrika’da petrol kokan üs savaşları ile dolar kokan gericilik ayaklanmaları çıkartarak, Milli Kurtuluşları soysuzlaşmaya doğru sürüklemeye çabalıyor. Amerika, kendi hesabına yazık ki, Uzakdoğu’da bula bula Güney Kore kliğinin başı Pak Jög Hi’yi bulabildi. Yakındoğu’da bizim çöller sırtlanı Suud i Faysal’ı Emperyalizm havarisi yaptı. Adından başka “pak” yeri görülmeyen Pak Jög Hi, Güney Kore üs sömürgesinde «Pasifik Asyası Bölgeleri Balkanlar Konferansı» kurduruyor. Asya, Afrika, Lâtin Amerika’ya “Dostluk Misyon”ları gönderiyor. Asyalıları Asyalılarla kapıştırmak için duman perdeleri yayıyor. Güney Arabistan’ın petrol üs-sömürgelerinde kadillaklı Şeyhlerin en Amerikan agellisi Faysal, İslâmlık kadar sosyalist bir dini sosyalizme karşı kullanmak için, Türkiye’den Fas’a dek “Barış güvercini” kılığında “Müslüman Kardeşler” uçurtuyor. İslâmları İslâmlara Arabı Araba karşı dövüştürmek için duman perdeleri yayıyor. Sonuç? Ne Kore’nin Pak Hi’si, ne Vietnam’ın Kao Ki’si, ne Hicaz’ın Faysal’ı: Uzakdoğu’da Ho Şi Minh’i, Yakındoğu’da Nasır’ı Lâtin Amerika’ da Kastro’yu, Milli Sosyal Kurtuluş kahramanı olarak ulusların geniş yığınlarının gönlünde birer Mustafa Kemal olmaktan alıkoyamıyor, “İslâm Zirve Konferansı” uğruna, Faysal’ın kendisinden önce aynı hizmeti deneyen Burgibâ’ya sunduğu altın kılıç, hiçbir Amerikan uşağını petrol Napolyon’u yapamıyor. Tarafsızları, (Birleşik Milletler kertesinde Kapitalist eğilimli bir teşkilatın içinde bile) sosyalist cepheye hak vermeye itiyor. Birleşik Milletler Genel Asamblesinde Kore meselesi üzerine uydurulmuş “Gerçekleştirme Projesi” için verilen Amerika yanlısı oyları 1953 yılı % 91 iken, 1965 yılı % 52 ye düştü… Bütün bunlar, Asya, Afrika, Lâtin Amerika geniş yığınlarının sosyalist cepheye doğru dağların kayışı hızıyla yaklaştığını, Amerika’nın oyunu her gün biraz daha yitirdiğini açıklıyor. Günlük haberler bunlarla dolu.

Zorbalık, B. Amerika’nın en sadık petrol bekçisi İran Şahı’na bile artık Emperyalizme bel bağlamanın çıkmaza vardığını ispatlamaktan başka bir işe yaramıyor. İşte bir telgraf: “İran Şahının Polonya’ya yaptığı bir haftalık resmi ziyaretin sona ermesi üzerine yayınlanan İran-Polonya ortak bildirisinde iki ülke, Vietnam anlaşmazlığının 1954 tarihli Cenevre andlaşması esasına dayanılarak halli gerektiğini belirtmiştir.” Aynı günün ikinci telgrafı, Amerika’nın kendi içindeki çıkmazı açıklıyor: “Birleşik Amerika Temsilciler Meclisindeki cumhuriyetçi üyelerin konferansı” dolaysıyla yayınlanan raporda şöyle denilmektedir. “Birleşik Amerika, Kore Savaşından daha önemli olmaya başlayan bir çatışmada başlı başına çarpışan taraflardan biri olmuştur.” (yani Amerika başkalarına kan döktürüp kendi altın toplayamaz oldu. Böyle şey mi olur!). “Hükümetin belli başlı temsilcilerine göre, Başkan Johnson’un Vietnem’daki siyasetinin sonucu, ne bir zaferin, ne de memnunluk verici bir barışın ufukta görünmediği bir durumdur.” (21. 9. 1966 günü ajansları)

EMPERYALİSTLERİN EMPERYALİSTLERİ SÖMÜRGELEŞTİRMESİ

Amerikan Emperyalizmini asıl çileden çıkaran, şüphesiz, kendi cumhurbaşkanını kim vurduya getirmiş siyasal gansterliğinin dünyada yarattığı acı tepkilerden çok Finans-Kapital alanında karşılaştığı tepkilerdir. Amerika, şimdi, kendi kurduğu Emperyalist cephesinin içinde, kendi omuzdaşlarınca hançerlenmektedir. Bu, nedendir ve ne demeye gelir? İkinci Cihan Savaşı bitince Amerika, öteki emperyalistleri kendisine ortak etmeye tenezzül göstermedi. Nasıl NATO denilen emperyalistler arası teşkilatta Amerikan Generali Başkumandansa, tıpkı öyle Amerikan Finans-Kapitalinin başbuğ olduğu birtakım Finans Kapital kurulları yaptı. Güç, yetki ve karar Amerika’da idi. Öteki Emperyalistler, ancak kumandanın kurmayı gibi, danışman kişilerdi. Örneğin 1945 yılı Bretton Woods’ta “Gold Exchange Standart” (Altın Kambiyo Standardı) adıyla bir örgüt doğdu. Herkes kan dökerken, Amerika tefecilik yapıp, kârlı işler çevirdiği için yeryüzünün en sağlam parası Amerikan Doları idi. Savaş sonunda, herkesin boynu Amerika önünde eğikti. Herkes alışverişini Amerikan doları ile yapmak zorunda kaldı. “Yeniden yapılma yoluna girmiş bulunan Avrupa, Amerika önünde açık veriyordu, parasını pek cılız düşmekten kurtaramıyordu. Yalnız Amerika Birleşik Devletleri gerekli teçhizatı sunabiliyordu. Yalnız dolar genel güvenden yararlanabiliyordu. O yüzden o sırada kurulan sistem, doları (her kapıyı açan) anahtar para ve kurulan yapının merkez mihveri haline getirdi. Yalnız dolar altına bağlı idi… Doğu ülkeleri bir yana bırakılırsa, bütün ülkelerin paraları dolarla münasebetine göre belirlenmek zorundaydı. Bundan böyle merkez bankalarının ihtiyatları gibi, uluslararası ödemeler de dolarla yapılıyordu.” (Le Syst, Monet. İntern.: Rev. Afr., 16. 9. 1966, s. 19)

Böylece, bütün dünya Emperyalistleri de, geri ülkeler gibi, Amerikan dolarına haraç ödemeye başladı. Herkes, Uluslararası hesabını karşılamak için dolar alıyordu. Dolar bulmak için «Yalnız Amerika’nın ödeme balansında bir açık olması yahut Birleşik Devletlerce bir kredi açılması» (Keza) gerekti ki, «dünyanın para ihtiyacına olan ihtiyacı» karşılanabilsin. “Likidite” denilen akar para Amerika’nın insafına bağlıydı. “Uluslararası Likidite ihracı”, dünya ticaretinin gelişimi icaplarına göre değil. Amerikan ödeme balansının dalgalanış haline bağlı kalıyordu.» (Keza). Herkesin zararına, bir tek Amerika kazançlı çıkıyordu. Bu durum, eskilerin “Gayretullaha dokunur” dedikleri bir: “Emperyalistin emperyalisti soyguna uğratmasaydı.”

Amerikan soygununun temeli, Cihan savaşları ile inmeli ve yaralı düşen öteki Emperyalist ülkelere Amerikan Finans-Kapitalinin el atmasına dayanır. Başka deyimle, 19. yüzyıldaki mal ihracatı yerine 20. yüzyılda SERMAYE İHRACI geçmişti. Biliyoruz, mal, gümrük bentlerine çarptıkça yabancı pazarlarda sürümünü yitiriyordu. Malın geçemediği yerden (gümrükten), para bambaşka oyunlarla çok kolayca geçmenin yolunu buluyordu. Birinci ve İkinci Cihan Savaşlarına dek sermaye ihracı, daha çok sömürge ve geri kalmış ülkelere doğru akıyordu. “Dış yardım” adı altında maskelenmiş bulunan sermaye akımı en çok fakir topraklara girip yerleşiyor, sömürge ve yarı sömürgeleri gırtlağa dek borca boğup Finans-Kapital köleliğine boyun eğmek zorunda bırakıyordu. Şimdi sıra en ileri emperyalist ülkelere gelmişti. Avrupa’nın en ileri ülkelerine yabancı sermaye ihracının kaçınılmaz ve kârlı oluşu, Birinci Cihan Savaşından beri başlamıştı. “Amerikan yardımı” maskesi ile: Emperyalist bir ülkeden öteki emperyalist ülkeye Sermaye ihracı özellikle İkinci Cihan savaşından beri aldı yürüdü. Ayrıntıları, öteki emperyalist ülkeleri yarı-sömürgeleştirerek istilaya uğratışı ayrı bir inceleme konusudur. Bugün, Almanya başta gelmek üzere, İtalya, Fransa, İngiltere gibi sayılı emperyalist anavatanlarında Sermaye Piyasası ve şirket mekanizmaları yakından izlenecek olursa görülür ki: her birinin Amerikan Sermayesi ile içli-dışlı. “canciğer kuzu sarması” oluşu, şaşkınlık verecek kertede ilerlemiştir. Şimdi, yalnız geri ülkelere has imiş gibi ele alınıveren Yeni-Emperyalizm olayının asıl karakteristik temeli ve bunun Birleşmiş Milletler biçiminde siyasal üstyapılar kuruluşuna kapı açan gelişimleri: Hep o Emperyalistin emperyalisti sömürgeleştirme gidişinden kaynak almıştır.

İkinci Cihan Savaşından sonra dünyamızın en köklü ve karakteristik deri değiştirişi: Amerikan Finans-Kapitalinin, öbür ufak tefek Avrupa Emperyalistçiklerini (örneğin Felemenk, Belçika ve ilh.) diş kovuğunu bile doldurmaz leblebi tanesi gibi çerez etmesi yanında, asıl en ulu Emperyalist Finans-Kapitalini de uydu, uşak, köle etmesi, bütün emperyalist ülkeleri Amerikan sömürgeciliği için hazırlanmış Amerikan üsleri haline getirmesidir. Amerikan üslerinin altında yatan emperyalistler için en acı gerçek: Amerikan Finansı-Kapitalinin silahlı hegemonyası ve egemenliğidir. Bu ilginç değişiklik, hem en korkunç, hem en umut verici anlamlarla yüklüdür. Korkunçtur. Çünkü bir tek ve tüm gangsterleşmis Finans-Kapital, Amerikan Emperyalizmi, (Avrupa emperyalizminin de haince suç ortaklığını sağlayarak) sinsi sinsi bütün kapitalist dünyayı Anavatanı ile sömürgesiyle, yarı-sömürgesiyle, sözde “bağımsız” geri kalmış ülkesiyle zapt etmiştir. Fena mı? denecek, yeryüzünde tek devlet, tek millet, tek önder… bir evrencil Enternasyonalciliktir. Hitler’in yapamadığı “Bin yıllık” “Pax Germena”nın (German barışının) yerini «Pax Romana» ile barış gölü yapmıştı. Şimdi Amerika tüm dünyayı zapt ederek “pasifize” eder. (müsalemetçileştirir.) Bu, kapitalizmin farkına varmadan sosyalizme geçişini kolaylaştırmaz mı? Evet, korkunç Amerikan Fınans-Kapitalinin yeryüzünü emperyalistçe kaplayışı, milletler arasında hiçbir “milliyetçi” haya hissi bırakmaması: Her türlü 19. yüzyıl önyargılarını yıkıp temizlerken, insancıl birleşim engellerini de istemeyerek temizliyor. Bu, bir çeşit Sosyalizme yolları açış olarak umut verici gelişmelerin belgesidir. Böylece, insanlık için korkunç olan emperyalizm, Finans-Kapital için ölmeden önce en seri yayılışla soluk alma umududur: Ve kapitalizmin ölüm selâsını okuyan bu korkunç evrencillik ve milliyetlerin inkârı, insanlık için sosyalizmin ne denli yakın bulunduğunu açıklayan kıyamet alametleri olarak umut verici olur. Amerikan Emperyalizminin yaptığı, -benzetmek gibi olmasın- bizim evlere şenlik Devletçiliğimize, en iyimser umutlarla “YÖN” cülerimizin yaptıkları yorumu andırır. Elbet kapitalizm, nereden kalkarsa kalksın sosyalizme varmaktan başka çıkar yol gösteremiyor.

FİNANS-KAPİTALİN SOYSUZLAŞTIRMA PLÂNI

Ancak, emperyalizm geberen kapitalizm çağıdır diye, sosyalizm adına onu ülküleştirmek, Nazilikten başka pratik sonuç vermiyor. Çünkü Finans-Kapital eşkıyaların eşkıyası olmuştur artık. “Hür basın”ın toz duman koparttığı yaygaraları ortasında her gün okunan iki üç satırcık Finans-Kapital havadisi kimsenin gözüne çarpmasa bile, kimi olaylar ürkütücüdür. İşte onlardan harcıâlem bir örnek: Gazetenin cinayetler sütununda (!) Mafya denilen Amerika’nın Uluslararası gangster teşkilâtı her yıl, yalnız Amerika’da “50 milyar dolar” haraç alıyor. Bu rakam bize neyi söylüyor? Amerikan genel bütçesi için de Amerikan silahlı kuvvetlerine ayrılan yıllık bütçe de, ne fazla ne eksik, Mafya gangsterinin yıllık bütçesi kadar: tam 50 milyar dolardır. Demek, Amerika’da Mafya eşkıyası ile Silahlı kuvvetler, Türkiye Cumhuriyeti’nin çeyrek yüzyılda toplayabildiği bütün paraları (500 milyar Türk lirası kadar parayı) her yıl ayrı ayrı harcamaktadırlar. Mafya kimdir? Amerikan Finans-Kapitalistlerinin içeride sivil savaş, vatandaş harbi yapmak üzere besledikleri eşkıya çetesidir. Bu gangsterliğin gerekince Kennedy gibi Amerikan Cumhurbaşkanlarını kim vurduya götürecek her aracı (bilimcil ölçülerle) kullanmasına şaşılır mı? Amerikan Finans-Kapitali, açık silahlı kuvvetlerinden çok (atom bombalarından çok; birinci derecede sakladığı gizli silahı gangsterliği kullanıyorsa, ondan hiç aşağı kalmayan, daha doğrusu onun gölgesinde yaydırdığı on büyük ikinci silâh olarak da keyif veren zehirleri kullanıyor. O ileri, müreffeh BATI MEDENlYETİ’nin genç kuşaklara hangi zehirli tatlı intiharları sunduğunu İstanbul sokakları bile, her yıl gittikçe daha aşırıca seyrediyor. Hazreti İsa kılıklı “turist” gençler, Ahırkapı’da, Bizans sur kovuklarında don paça esrar, afyon, morfin batakhaneleri kurdular. Bunlar, Finans-Kapital’in sosyalizmi önlemek için bütün bir gençliği hangi uçurumlara itmekten çekinmediğini ispatlayan “asi gençlik” döküntüleridir. Kızların pantolonlu kedi gezintileri, erkeklerin uzatılmış yağlı saç ve mini etek modaları, Finans Kapital Devletçiliğinin Demirperde ötelerine dek bulaştırmaya özendiği uyuşturucu emperyalizm başarılarıdır. “Cinai aşk” filmleri gibi, “Polis vakası” tuhaflıkları gibi bizim Süleyman beylerin ağızlarına dek olağanlığı kabul ettirilmiş bütün o ve benzeri olaylardan hiçbirisi aksi tesadüften ileri gelmez. Sunturlu Psikiyatri uzmanları, kişi ruhunda teleskopla ruh yıldızları keşfeden psikoloji profesörleri kültür alanını istedikleri kadar uzay araştırıcılığına benzetme çabası göstersinler. Hepsi, bilerek bilmeyerek, Finans-Kapital batağını altıncıl bilim yaldızlarıyla örtme görevlileridir. İnsan beyni kadar ulu yüceliş aygıtını Emperyalizm alçalışının boğucu gerizinde sarhoş etmek, Finans-Kapitalin en son moda Plân uzmanlığıdır. Ve hepsi birden, eğer işçi sınıfı emperyalizmin çanına ot tıkamazsa, kapitalist devletçilik yolundan, hatta sosyalizm söz ebelikleri duman perdesi altında insanlığı nerelere sürükleyebileceğini ispatlar. Bunlardan hiçbiri, bozuk düzenin kalbinde Finans-Kapital enfarktüsünü tedaviye çalışan hazakatli tabiplerin reçeteleri dışında doğmamıştır. Onun için, sık sık şöyle gazete havadisleri okunuyor: “20 yılda 16 lider öldürüldü” : Amman kralı – Birmanya başbakanı – İran başbakanı – Ürdün Kralı – Pakistan Başbakanı – Nikaragua Cumhurbaşkanı – Guatemala Cumhurbaşkanı – Irak kralı – Seylan başbakanı – Dominik Cumhurbaşkanı – Togo Cumhurbaşkanı – Güney Vietnam Cumhurbaşkanı – Birleşik Amerika Cumhurbaşkanı – Nijerya Başbakanı – Güney Afrika Başbakanı… Ölümleri şüphe uyandırmadan göçürülmüşlerin (rahmetli Türkiye Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel gibi «Koma» ya getirilenlerin veya adaletin pençesi ile götürülenlerin) sayısını ise ancak Finansı-Kapitalin Dolar Allah’ı bilir… Finans-Kapital böylesine enternasyonal «Temizlik» yapıyor! «New York (a.a.): Amerikan “Seventeen” mecmuası 19 ilâ 30 yaş arasında 1100 kişi ile yaptığı bir anket neticesinde bunlardan 55 inin marihuanadan başlayarak “LSD”ye kadar uyuşturucu madde ve ilaç kullandıklarını ortaya çıkarmıştır. Ankete cevap veren genç kadınlar, 15-17 yaş arasında bu maddelerden aldıklarını belirtmişlerdir. Bu uyuşturucu maddeleri ilk tecrübelerden sonra, onlardan vazgeçmenin imkânsız hale geldiğini ileri sürmüşlerdir.” Olay bu. Şimdi, Finans-Kapitalin bol uzmanlık-bahşişleri ile şımarttığı emperyalist bilginlerin aynı olayı çürütür görünürken nasıl propaganda ettiklerine bakın: “Bu arada bir bilgin, Marihuana kullanılması ile insanın dejenere olmayacağını ileri sürmüştür… Amerikan gıda ve ilaç idaresinden Doktor James Fox, Milli öğrenci birliğinin 250 temsilcisine hitaben yaptığı bir konuşmada: Marihuananın beyin Hücrelerine tesir etmediğini ve eroin iptilasına sebep olmadığı sonucuna vardığını… Fakat satışına izin verilmesinin iyi olmayacağını belirtmiştir…” (26.8.1966) Neresinden isterseniz okuyunuz. Amerikan Finans Kapitali, “Devletçiliğin” bütün yetkileri ile uyuşturucu maddelerin “Satışına izin” verilmemesini istiyor. Çünkü o yasak sayesinde, hem yalnız belden aşağı heyecanına göz yumulan gençlerde tecessüsü arttıracağını, hem de kaçak yoldan zehir satmanın kârı arttıracağını iyi biliyor. Yâni Finans Kapital kendisine kalsa daha bin yıl Sosyal bir ülkeye katıltmamak için kafadan gayrı müsellâh ettiği kendi Amerikan gençliğini dahi yavrusunu yiyen canavar hırsı ile, okşarmış gibi, bilimcil yalayışlarla öldürecektir.

Fuat Fegan’ın ikinci notu